Bir önceki postumda bahsettiğim kitap okumama ve hatta daha bir çok aktiviteye ara vermeme sebep olan nedenden bahsedelim madem bugün..
İnsanın aklına neler geliyor neler.
Görmediğim bir ülkeye iş seyahati mesela. Ya da ailemin ziyareti nedeniyle evin kalabalık olması. Belki de gece geç saatlere kadar dizi ve film maratonu yapmaktan fırsat kalmaması..
Ama maalesef bu seçeneklerin hiçbiri benim nedenim değil.. Benim nedenimse "ders çalışmak".
Evet, 29'umu bitirmek üzereyken, üniversiteden mezun olalı 7, yüksek lisanstan mezun olalı 5 sene olmuşken yine-yeni-yeniden ders çalışıyorum.
Gerçi eğri oturup doğru konuşmak lazım. Kurumsal hayatımın gerçekleri gereği son 4 yılda şu anda çalıştığım iş yerime başlamak için 1, unvanımı değiştirmek için de 3 sınava girmiş bulunuyorum. Bunun dışında bazı tazminatlar alıp maaşımı arttırmak için de 2 farklı sınava girmiş ve bu sınavların her birine hazırlanmak için aralıklı dönemlerle booool bol ders çalışmış bulunuyorum. Ki 3 sene sonra uzmanlık sınavım olduğu ve o sınava çok ama çok çalışmam gerektiği gerçeği de zaten son unvanıma geçerken önüme konmuş ve değiştirilemeyecek bir başka gerçektir.
Ama bizim şirkette işler böyle yürüyor. Elbette dönemsel olarak maaş artışlarımız var ancak bir takım tazminat sınavlarına girerek hem maaşımızı arttırma hem de yükselme yolunda kendimize artı puan katmak da iyi oluyor. İşte ben de alabileceğim son tazminat için sınava girmenin ön koşulu olan SPK Kredi Derecelendirme sınavına hazırlanıyorum. Seneler sonra genel ekonomi, muhasebe, hukuk ve kredi-finans derslerine çalışıyorum. Tamam, insan okuyunca baya bir hatırlıyor yani dünyaları yeniden yaratıyor filan değilim ama eve gelip ayağımı uzatıp oturmak yerine ders çalışmam gerekiyor olması zaten yeterince sinir bozucu bir şey. Bir de üniversitedeki gibi değil ki hayat. Ben günümü gidip 3 saat ders görüp 2 saat kantinde takılarak geçirmiyorum. Sabah 9 - akşam 6 arası gayet kafa patlattığım bir işim var ve sonrasında ders çalışmak hiç de kolay olmuyor. Gerçi düşünüyorum da üniversitede vize-final dönemlerinde bazen bir günde 2 -3 dersi bitirirdik hem de her biri 300-400 sayfa olan kitaplardan çalışarak. Derste gördüğümüz için mi daha hızlı çalışırdık, hazırlanmak için çok kısıtlı süremiz olduğundan mı bilmiyorum. Ya da o zamanlar daha mı zekiydik, çok genç olduğumuz için aklımız daha fazla çalışıyor ve daha çabuk mu öğreniyorduk? Valla hangisiydi bilmiyorum ama şimdi günde 50 sayfa çalışınca ooo iyi çalıştım diye kendimle gurur duyuyorum :) Eylül sınavında 3 ders verebilirsem Aralık'a sadece 1 ders bırakmış ve çok rahat etmiş olurum.
Desteğinize ihtiyacım var sanırım.. Gaz verin bana, aslansın, kaplansın, yaparsın filan deyin, ya da boş verin sadece Allah zihin açıklığı versin diye bana dua ediverin yeter :)


